Şampuanın İşlevi
1- Şampuanlar: Saç ve saçlı deriyi fazla yağ, hava kirliliği ile oluşan kir ve bunun sonucu olan, oluşan tuzlar sprey ya da jöle artıklarını, saçtan en iyi şekilde arındırmak için yapılmışlardır.
2- Şampuanın içindeki ana temizleme maddesi, surfaktan (yüzey aktif ajan) veya deterjan olarak bilinir. Su yalnızca saçtaki teri ve suda çözülebilir kirleri saçtan arıtabilir. Yağın içinde hapis olunmuş kirleri ve saç spreyi gibi saçta kalıntı bırakmış maddeleri temizlemek için surfaktan gereklidir.
3- Surfaktan molekülleri 2 kısımdan oluşur. Hidrofilik (suyu seven) ve lipofihik (yağı seven) kisımlardır. Şampuanlanma esnasında lipofilik kısım yağa, hidrofihik kısım suya meyil eder. Bunun sonucu olan itme-çekme kuvvetlerine çalkalama işlemi deyardımcı olur ve yağların içine hapis olmuş kirler topaklanarak suda askıya alımriar. Böylece durulama ile kolayca uzaklaştırılırlar.
4- Surfaktanların dikkatli seçimi ve karışımı şampuan, saçı kir ve yağdan iyi armdırırken, saça zarar vermemesini ve saçlı deriyi tahriş etmemesini sağlar. Şampuanlarda yumuşak deterj anlar kullanılır. Çamaşır yıkamak için olan deterj anlarda ise daha guçlü surfaktanlar kullanılır.
İyi Bir Cilt İçin
En hızlı yaşlanan organ olan cildin korunması için bütün cilt türlerinin dikkat etmesi gereken noktalar:
1- İyi beslenme, bol su, uyku, temiz hava alınmalı ve olabildiğince stresten uzak bir hayat sürülmelidir.
2- Pek çok iz gece uyurken cildin yastıkla sıkışmasından dolayı oluşmaktadır. Bu nedenle sırt üstü veya sağ yana yatılmalı ve ince yastık kullanılmalıdır.
3- Yağ, alkol, sigara, kahve ve şekerin fazlası cilde zararlıdır. Olçülü alımz.
4- Dengeli beslenme cildi çok etkiler. Salatalık, kayısı ve lahana cilt için özellikle yararlıdır.
5- Cildin en başta A vitaminine ihtiyacı vardır.
6- Sağlıklı bir cinsel hayat cildi korur.
7- Güneşte çok çabuk kızarıyorsanız, koruyucu kremler kullammz. Ayrıca krem alırken ultraviyole ışınlarına karşı koruyucu özelliği olmasına dikkat ediniz.
3- Yağ, alkol, sigara, kahve ve şekerin fazlası cilde zararlıdır. Olçülü alımz.
4- Dengeli beslenme cildi çok etkiler. Salatalık, kayısı ve lahana cilt için özellikle yararlıdır.
5- Cildin en başta A vitaminine ihtiyacı vardır.
6- Sağlıklı bir cinsel hayat cildi korur.
7- Güneşte çok çabuk kızarıyorsanız, koruyucu kremler kullammz. Ayrıca krem alırken ultraviyole ışınlarına karşı koruyucu özelliği olmasına dikkat ediniz.
GÜLYAĞI
Gül esansı diye de adlandırılan gülyağı, çeşitli gül türlerinin taze taçyapraklarından su buharıyla damıtılarak elde edilen uçucu yağa denilir.
Genellikle 3500-4000 kg çiçekten bir kg gtılyağı çıkarılır. Gül kokulu ve soluk sarı renkli bu yağın bileşiminde kokulu madde olarak başlıca gerarnol ve sitronellol bulunmaktadır. Ozellikle parfüm sanayisinde önemli bir ürün olan gı.ılyağı, ayrıca içeceklerde ve pastillerde tat verici, krem ve tuvalet malzemelerinde ise koku verici olarak kullamlmaktadır.
Gülyağı üretimi sırasında yan ürün antiseptik etkili ve gül kokulu renksiz bir sıvı olan gülsuyu açığa çıkmaktadır. Ayrıca gül çiçeklerimn organik bir çözücüyle özütlenmesiyle de katı gülyağı adı verilen pomat kıvamında bir karışım elde edilmektedir.
Günümüzde yağ gulünün yüzde 80i Ispartada, kalan yüzde 20si Burdur ve Afyon’da üretilmekte, bu üretimin yandan çoğu Gülbirlik tarafindan işlenmektedir. Ulkemizde parfümeri sanayisinin az gelişmiş olması nedeniyle üretilen gülyağının tamamı ihraç edilmektedir.
LAVANTA
Lavanta, ballıbabagiller familyasımn Lavandula cinsini oluşturan 20 kadar türe denilir.
Lavanta kışın yapraklarım dökmeyen küçük bir çalıdır. Grimsi yeşil renkli ince uzun yaprakları ve uzun sapların ucunda seyrek başaklar oluşturan eflatun renkli çiçekleri vardır. Bitkiye koku veren uçucu yağ çiçek, yaprak ve gövdeleri örten küçük yıldızsı tüylerde bulunur. Kültürü yapılan bitkiler tohum oluşturmadığı için çoğaltmakta çelik veya kök parçalarıyla yapılır.
Lavanta çiçeklerinin danutılmasıyla elde edilen lavanta esansı linalil asetat, linalol, pinen, limonen, geraniol ve sineol içeren renksiz veya sarı renkli bir sıvıdır. Başlıca parfüm ve kozmetik sanayisinde kullamlmaktadır. Bu esansın başka bazı kokularla karıştırılarak alkolde çözüımıesiyle hazırlanan lavanta suyu bazı tuvalet malzemelerinin bileşimine girer. Lavantanın yapraklı ve çiçekli dal uçlarının danutılmasıyla elde edilen daha düşük kaliteli uçucu yağ ise porselenlerin boyanmasında ve sabun üretiminde kullamlır.
MENTOL
Mentol, izopronoitler sımfindan, keskin bir nane kokusuna ve tadına sahip kristal yapılı organik bileşiktir.
Mentol Japon nanesinin uçucu yağından elde edilmektedir. Başta kozmetik ve sigara olmak üzere çeşitli ürünlere hoş koku verici olarak katılır. Ayrıca antiseptik ve anestezik etkisinden ötürü solunum sistemi rahatsızlıklarında ve kaşıntıya ilkç olarak kullanılmaktadır.
PARFÜM
Parfüm, güzel kokulu maddelerin belirli oranlarda birbirine karıştırılmasıyla elde edilen hoş kokulu üründür. Parfüm terimi latincede tümüyle uçucu anlamına gelmektedir.
Çok eski çağlardan beri bilinen parfüm, Çinliler, Hindular, Mısırlılar, Israiloğulları, Kartacalılar, Araplar, Yunanlılar, Romalılar ve Türkler tarafindan kullanılmakta idi. Kuram Kerimde kokulu bileşiklere ve parfüm kullamlmasına ilişkin bilgiler bulunmaktadır.
Parfüm yapımında bitkisel ve hayvansal kökenli doğal maddelerden ve yapay ürünlerden yararlamlır. En önemli parfüm hammaddelerinden biri uçucu yağlardır. Uçucu yağlar bilindiği gibi bitkilerde bulunur ve bitkilerden çok çeşitli yöntemlerle çıkarılır. En çok kullanılan yöntemlerin başında, ısıya dayanıklı ürünler için uygun olan damıtma işlemi gelir. Diğer önemli yöntemlerden birisi de , hassas yağlar için uygulanan çözücüyle özütleme yöntemidir. Uçucu yağlarla birlikte bitkisel mumların da özütlendiği bu işlemde, çözücü uçurulduktan sonra geriye konkret adı verilen katı bir öz kalır. Konkret çoğunlukla içeriğindeki yabancı maddelerden tem jzlenmek üzere etil alkolle özetlenir. Bu yolla elde edilen saf haldeki ürüne ise absolü denir. Uçucu yağ içeriği çok düşük olan bitkisel ürünler için de anfloraj adı verilen bir yöntemden yararlanılır. Bu yöntemde taçyapraklar cam levha gibi ince yüzeylere yayılmış temiz ve kokusuz bir hayvansal yağ üzerine serilerek bir süre bekletilir. Yağ uçucu maddelerle doyduğunda, bulunduğu yazeyden kazınıp etil alkolle özetlenir ve uçucu yağ elde edilir. Limon esansı gibi turunçgil meyvelerinin damıtmayla bozunan uçucu yağları ise meyve kabuklarının sünger arasında sıkılmasıyla, mekanik olarak elde edilir.
Uçucu yağlar genellikle parfümlerde doğrudan değil, danııtma yöntemiyle bileşenlerine ayrılarak kullanılır. Bazen de bu bileşenler yeniden işlenerek parfüm yapımında yararlanılan başka kimyasal maddelere dönüştürülür. Bazı hayvanlarca salgılanan hoş kokulu maddeler parfünilerin niteliklerinin korunmasında önemli rol oynar. Bu tip maddeler parfümlerdeki çok uçucu bileşenlerin hızlı buharlaşmasını önleyerek, sabitleştirici etki yaparlar. Çoğunlukla alkollü çözeltiler halinde saklanan bu hayvansal ürünlerin başlıcaları amber ve misktir. Kunduz ve miskkedisi salgıları da yaygın olarak kuflamlan diğer ürünlerdir.
Çok sayıda bileşiğin karışımından oluşan üstün nitelikli parfümler yüzü aşkın sayıda bileşik içerebilir. Bir parfümün yapısı tipik olarak, çok çabuk uçan tazelik verici grup, özgün yapıyı sağlayan değiştirici grup ve en kalıcı olan temel gruptan oluşmaktadır. Parfümler genel olarak sahip oldukları en baskın ve belirgin kokuya göre adlandınlır. Çiçek kokulu karışımlar yasemin, gül, müge veya gardenya gibi çeşitli çiçeklerin kokularından oluşur. Baharatlı karışımlarda karanfil çiçeği, kuru karanfil, tarçın veya küçük hindistancevizi kokuları duyulur. Odun- su ve baharatlı kokuların vanilya ve balsam gibi tatlımsı kokularla karıştırıldığı, çoğunlukla misk gibi hayvansal kokularla belirginleştirildiği parfünıler de vardır.
Üçgül gibi çeşitli otlardan çıkarılan kokuların oluşturduğu grup otsu kokulu parfümler, deri, tütün veya huşağacı katranından elde edilen kokulann oluşturduğu grup deri-tütün kokulu parfümler, genellikle meyve kokusunu andıran aldebitli bileşiklerin oluşturduğu grup da aldehitli kokular olarak sınıflandırılır.
Parfümler derişik halde değil, yüzde l0-25’lik alkollü çözeltiler halinde satışa sunulmaktadır. Tuvalet sularında yüzde 2-6 arasında parfüm bulunur. Tıraş losyonları ise çoğunlukla yüzde 0,5-2 arası parfüm içerir. Parfümler kozmetik sanayisinde şam- puan, sabun, pudra, deodorant ve krem gibi çeşitli kozmetik ürünlerine hoş koku vermek amacıyla yaygın olarak kullamlır, Bunların dışında, başta boya ve temizlik malzemelerinin istenmeyen kokularını maskelemek amacıyla olmak üzere başka sanayi dallarında da parfümlerden yararlanılmaktadır.
pH’ ın Önemi
A- pH NEDİR?
1- Herhangi bir sulu çözeltinin göreceli olarak asit veya alkali değerinin ölçümüdür.
2- pH derecesi 0 ile 14 oranında derecelendirilir.
0 derece güçlü bir asit yapısına işaret eder.
14 derece ise güçlü alkali yapısını oluşturur.
(7 ise damıtılmış sudur.)
8- pH VE SAÇIN BAKIMI
1- Saçta pH: Saçın pHı yoktur. Çünkü saç suda erimez. Saç ve saçlı derinin doğal sebum (yağ) ve terlemesi bu ortamm pH’sını 4,5 ve 5,5 arasında tutar. Bu ortam asid örtüsü diye adlandırılır. Çünkü hafifçe asidliktir.
2— pH Seviyesi ve Saç üzerine etkisi: 5,5 pH derecesinin 3 ile 9 arasında artıp ya da eksilmesi saç ve saçtaki pul yapının bozulmasına, saç kutiküllerinde esnekliğe ve saçın gücünü, dayanıklıliğım aza indirir. Ayrıca suyun emilmesini az miktarda artırır. Eğer saç 5,5 pH derecesine geri döndürüliirse herşey normale döner. Saçı kalıcı olarak etkilemek için pHnın 2 nin altına veya 10’un üstüne çıkması gerekir.
3- Şampuandaki pH derecesi: Şampuan saç yıkanırken saçın ve pul yapısının pH derecesini az miktarda değiştirir. Fakat saç çabucak normal asid düzeyine tekrar döner.
Ortalama saç ve saçlı deri pH = 4.5 — 5.5
İstanbul musluk suyu pH = 7.0 — 7.5
Saç kremilSaç bakım kremi ile hafifçe yıkamada pH = 7.0
4- Şampuan tırünlerindeki pH: Şampuanlarda genellikle pH 3 ile 9 arasındadır.
Yıpranmış Saç
Yıpranmış saç, kuru, kolayca kırılabilir olmaya meyillidir. Ayrıca saç uçlarında kırıklar ve çatallanmalar görülür. Şekil vermek zor olabilir. iyi bir bakıma ihtiyacı vardır.
YaÄŸ Bezi
Saç köklerinin altında bulunan ve yağ ifraz eden guddedir.
a- Saç folliküllerinin hemen yanında bıılllnur.
b- Saçın yağlanmasım sağlayan bir madde oluşturur. Bu maddeye sebum adı verilir.
Uçucu Yağ
Uçucu yağ, bazı bitkilerin çiçek, yaprak, kabuk, dal veya meyve gibi çeşitli organlarından çıkarılan, keskin kokulu, yağsı ve uçucu karışımlara denilir. Açıkta bırakıldıklarında oda sıcaklığında bile kolayca buharlaşabilen uçucu yağ karışımlarına güzel kokularından ve parfüm yapımında kullanılmalarından ötürü esans da denilir. Gül ve nane yağları gibi elde edildikleri bitkilerin adıyla anılırlar.
Tabiatta yaşayan 400 bine yakın bitki türünün yalnızca birkaç bininde uçucu yağ bulunmuş ve tammlamnıştır. Yağlı karışımlar çok minik damlacıklar halinde bitkilerin salgı bezlerinde depolanır. Salgı bezlerinin çeperlerinden dışarı sızan damlacıklar bitkinin yüzeyine dağılıp buharlaşarak ha‘aya hoş bir koku yayarlar.
Uçucu yağların bitkilerdeki işlevi kesin olarak bilinmemekle birlikte, çiçekteki yağların hoş kokuların böcekleri çekerek tozlaşmaya yardımcı olduğu, yaprak, odun ve köklerdeki yağların ise asalak böcekleri ve bazı hayvanları kaçırarak bitkileri koruduğu sanılmaktadır. Bir ağacın gövdesi yaralandığında sızan uçucu yağla karışık reçineler yaranın Ustünü kapayarak hem besisuyu kaybını önler hem de bitkiyi asalaklara ve hastalık yapıcı mikroorganizmal ara karşı korur.
Günumüzde uçucu yağlar en çok parfüm yapımında kullanılır. Ayrıca koku verici olarak kozmetik, sabun, deterjan, hayvan yemi, böcek ilacı ve boya gibi çok çeşitli sanayi ürünlerinde, tat verici olarak da pasta, şekerleme, et, turşu ve alkolsüz içki gibi çeşitli gıda ürünlerine katılmaktadır. Bunların dışında dişçilikte kullanılan çeşitli karışımların ve bazı ilüçların bileşimine de girmektedir.
Ultraviyole (UV) Işınların Cilt Üzerindeki Etkisi
1- UV ışınlarının, hassas ve çok açık renk ciltleıe uygulanması tavsiye edilmez, çünkü bu tür ciitler kolayca koyulaşmaz ve hemen yanar.
2- Bazı insanlarda UV ışınları şiddetli kaşıntı, deri iltihabı, mide bulantısı ya da baş ağrısına neden olur. Bu tür insanlara ve sürekli baş ağrısı ya da migrenden şikayetçi olanlara UV ışınları uygulanmaktan kaçınılmalıdır.
3- Sedef hastalığı ve akne dışında cilt bozuklukları olan kişilere özellikle egzama, deri iltihabı olaılara sürekli cildinde yaralar çıkan kişilere de UV ışınları uygulanmamalıdır.
4- Bazı ilaçlar fotosentisiviteye neden olurlar. Sakinleştirici, antibiyotik ve perhiz tabletleri alanlar UV ışınlarından kaçınmalıdır.
5- Hamileler, kalp rahatsızlıkları olanlar, şeker hastaları düşük veya yüksek tansiyonu olan insanlara da UV ışınları uygulanınamahdır.
Saçın Üzerindeki İşlemler
Saç boyası, perma veya düzleştiriciler. Boyalar ya saçın içindeki boyayı alırlar (saç rengini açan boyalar) veya saçı istenen renk ile kaplarlar. Röfle, boya, permalar ve düzleştiriciler korteksin biyokimyasal yapısını değiştirirler. Çeşitli boyalar ve kullamlan çeşitli kimyasal maddelerin tesiriyle korteks etkilenebilir.
Saçın uzaması ve kaybı
Bir kadının saç derisinin her cm2nde ortalama 300 saç teli vardır. Bu sayı her insanın fiziksel yapısına ve cilt rengine göre değişir. Sarışınların esmerlerden daha çok, esmerlerin de kızıllardan daha çok saçı vardır. Saç rengi sadece insandan insana değil, aynı insanda da değişiklikler gösterebilir. Bir saç kılımn her bir noktasında değişik oranda renk dokuları bulunduğundan saçlar yer yer çok değişik ton ve parlaklıklarda görülebilir.
Ensede ve başın tepesinde bulunan saçlar en dayamklı saçlardır. Beş veya 6 yıl kadar yaşarlar. Diğer bölgelerde bulunan saçlar 2-4 yıl yaşar.
A- BİR KİŞİDEKİ SAÇ UZAMASI
1- Sıhhatli bir kişinin saçı, ayda ortalama 1 cm
uzar.
2- Saç yaz aylarında, kış aylarına nispeten daha hızlı uzar. Kış aylarında bu hız düşer.
3- Bir saç teli durumuna göre ömrünü 2 ile 6 yıl içerisinde tamamlar. Genellikle de yerine yeni bir saç teli oluşmaya başlar.
B- BİR KİŞİDEKİ SAÇ DÖKÜLMESİ
1- Günde 20 ile 40 tel saç dökülür. Sağlıklı bir kafa derisinde, saçm %85i uzarken, %15’i dinlenmektedir.
En çok dökülme sonbaharda, en yavaş döktilme de kış aylarında olur. Saçın her yüz telden %15-20si döktilme evresindedir. Bazen günde 80-100 tel kadar da dökülme olabilir.
Saç dökülünceye kadar 3 basamaktan geçer:
a) Anajen: Bu kısımda saç folliküllerindeki keratin oluşmaya başlar.
b) Katojen: Saç folliküllerden esas olarak bu aşamada ayrılmaya başlar ve atılır/dökülür.
c) Telojen: Bu aşamada follikül 3 ay kadar dinlenme safhasına girer. Daha sonra yeni bir saç oluşmaya başlar.
2- Saç dökülmesini arttırarak saçların azalmasına neden olan bir çok faktör bulunmaktadır.
a) Mevsimler: Kış aylarında azalan saç telleri, yaz aylarında gürleşir. Saç dökülmesi en fazla Kasım ayında görülmektedir.
b) Yaş: Yaşlandıkça biyolojik sistemlerinıiz yavaşlamaya başlar ve yeni bir saçın oluşması da doğal olarak daha yavaş olacaktır.
c) Hastalık: Bazı tıbbi ilkçlar ve bazı hastalıklar da saç dökülmesine neden olur. Eğer bunlar geçici bir süre için varsa, saç yine eski halini alacaktır.
d) Gebelik: Gebelik saç dökülmesine neden olabilir. Çünkü vücutta bir çok biyolojik değişiklikler görülmektedir. Fakat bu durum sadece kısa bir süre içindir.
e) Stres: Travmalar ve stres saç dökülmesine neden olabilir. Genellikle bu durum geçicidir.
Ü Kalıtım: Kellik doğal bir olaydır. Irsi olabilir ve tedavi edilemez.
g) Saç modelleri: At kuyruğu gibi saçı çok çeken modeller zararlı olabilir. Çok sık kullanıldığı takdirde saç kaybına neden olabilir.
Saç dökülme tipleri:
a) Erkeklerde:
1- Genetik dökülme: Tepeden açılır, androjenlerin fazla olmasına bağlıdır.
2- Genel olarak seyrekleşme: Yer yer para şeklinde saçın herhangi bir yerinde açılma (pelad) kellik olarak da bilinmektedir.
b) Kadınlarda:
1- Tepeden seyrekleşme ve açılma: Yumurtalıkların iyi çalışmaması, böbreküstü bezlerin aşırı çalışması veya tiimör, yumurtalık tümörleri, doğumdan 4-6 ay sonra olan dökülmeler.
2- Genel seyrekleÅŸme.
3- Kellik.
c- Çocuklarda:
1- Kellik: Sıkıntı ve strese bağlı dökülmeler.
2- Mantar hastalıkları
1. Saç Dökülmesi Yavaşlatılabilir
Erkeklerdeki tepeden açılma şeklindeki dökülmede vitamin tedavisi ve bazı ilçlarla dökülmeyi yavaşlatmak muınkündür. Ancak tamamen ortadan kaldırılaınamaktadır. Kadınlardaki tepeden açılmada ise hormon tahlilleri jinekolojik muayane yapılarak, neden ortadan kalchrılabilınektedir. Doğum sonrası aşırı dökülme görüldüğünde hemen tedavi edilmelidir. Aksi takdirde kıl follikülü (saç telinin içine oturduğu yuva) gerileyip yok olacak, tedavi edilemeyecektir.
Bunların yam sıra vitamin eksikliği, hormonal bozukluklar, baş cildinin iltihaplaııması, kimyasal tahriş, ameliyatlar, kazalar gibi etkenlerden dolayı saçta dökülme meydana gelir. Fakat bu durumda, dökülen saçların yerine tam olarak yeniden saç kılı çıkabilir.
2- Strese Bağlı Dökülme Her Yaşta Olmaktadır.
Pelad denilen strese bağlı dökttlme çocuk, kadın, erkek herkeste görülebilmektedir. Pelad (kellik) dökülme yuvaı-lak, para şeklinde ve tüm saçlarda am kayıplara neden olmakta, yoğun stresten 2-4 ay sonra ortaya çıkmakta ve her tekrarlanışında saçın yerine gelmesi zorlaşmaktachr. Eğer kaş, kirpik dökülmesi varsa sorun ciddidir ve kıl kökleri yerinde ise hemen tedavi edilmelidir.
3- Genel Saç Dökülme Nedenleri
1- Ateşli hastalıklar. Ağır grip, tifo, menenjit vs.
2- Demir eksikliÄŸi,
3- Uzun süreli, kısıtlı diyet, tek tip ve yanlış beslenme,
4- Bağırsaklarda emilim bozukluğu, uzun süreli ishal ve genetik enzim eksikliği,
5- Çinko eksikliği,
6- Bazı ilaçlar. Romatizmal, sıtma, kanı sulandıran ilkçlar ve antibiyotiklerin bazıları.
7- Hormonal hastalıklar,
8- Gebelik ve doğum sonrası,
9- Doğum kontrol hapları bırakıldıktan sonı-a,
10- Zehirlenmeler. Kurşun, talyum, arsenik, kuru temizleme ve matbaacılık vs.
11- Stres.
12- İnsanın kendi kendine saçını tel tel koparması, yolması.
Saçın Yapısı
1- İnce Saç:
a) Kortekslerin küçük olması saç tellerinin ince bir yapıya sahip olmasına nedendir.
b) Saç hafiftir ve uçuşur. Kolayca kıvrılıp şekillendirilemez.
2- Orta Telli Saç:
a) Ne ince ne de kalındırlar.
b) Ortalama bir çapa sahiptirler.
3- Kalın Telli Saç
a) Her bir saçın çapı ortalamadan büyük olduğundan kalın gözükür.
b) Kabarık ve ağır olabilir.
